mucize temizlik ve kişisel bakım ürünleri
• 26/2/2007 - KIRIŞIKLIKLARI AZALTAN KOENZİM
• 26/2/2007 - CİLT BAKIMI İÇİN ALTIN YAĞ
• 11/2/2007 - cilt neden yaşlanır
CİLDİN YAŞLANMA SÜRECİ
CİLT NEDEN YAŞLANIR? İnsan, nasıl yaşadıysa öyle yaşlanır! Vücudumuzun diğer organları gibi, cildimiz de yaşlanır. Yaşlanma sürecini, genetik, biyolojik enerjinin azalması, metabolizmaya bağlı zararlı maddelerin yığılması, hormonal değişiklikler yanı sıra, bir dizi dış etken de etkilemektedir. Yaşlanma, derimiz üzerinde belirgin izler bırakmaktadır. Yüzde, boyunda ve ellerin üzerinde görülen morfolojik izler, derin kırışıklar, kuru ve pul pul dökülen deri, buruşukluklar, kan dolaşımının her yerde aynı olmaması sonucu beliren lekeler ile ortaya çıkmaktadır; ayrıca kılcal damarların yetersizliğinin yol açtığı solukluk ve dokuların işlev bozukluğu da, bu izler arasında yer almaktadır. Bütün bu belirtiler arasında, sık sık görülen siyah noktalar ya da komedon adıyla da bilinen tıkalı gözenekler ve cilt yüzeyinin sertleşmesi de sayılabilir. Yaşlılık ilerledikçe, cilt giderek daha az yağ salgılar, optimal bağlama yeteneğini kaybeder, nemliliği azalır. Cildimizin nem bağlama ve koruma yeteneğinin giderek azalması nedeniyle, cilt yüzeyinin doğal koruması olan hidrolipit tabakası etkisiz hale gelir; bu da haliyle cildin kurumasına, kabuklanma ve kaşıntının belirmesine yol açar. Bununla birlikte cildin yenilenme ve kendi kendini yenileyebilme gücü de zayıflar: cilt daha çabuk yorulur! Hücrelerin bölünmesi yavaşlar, sayıları sınırlı kalır, epidermis incelir. Bu, cildin bir kısmının da incelmesine neden olur, deri dokusunun esnekliği zayıflar. Sonuç:
İhtiyaçları bir hayli artmış, yorgun düşmüş ve gevşemiş bir cilt. Çevremizden kaynaklanan başka bir dizi faktör de cildi etkiler; bu da, haliyle, cildin giderek daha hızlı yaşlanmasınaı yorgun düşmesine, solmasına ve kırışıkların oluşmasına neden olmaktadır. Çevre kirliliği sorunları ve alkali temizlik maddeleri de cilde olumsuz etki yapmaktadır. Cildin koruyucu asit örtüsünde görülecek bozulmalar ya da fazlasıyla yağlanma, ciltte, cilt hastalıkları özelliklerini taşıyan değişikliklerin görülmesine neden olabilir. Bu durumlar la karşılaştığımızda, genellikle OLGUN CILT'ten bahsederiz: - cilt, nemliliğinin azını koruyabilmekte, daha yavaş yenilenebilmekte, yağ bezlerinin salgılama gücü azalmaktadır. Geçen yıllar, cilt üzerinde göze çarpıcı izler bırakır: pigmentasyon lekeleri, sertleşen yüzey, genişleyen kılcal damarlar, giderek belirginleşen kırışıklar, pörsümüşlük, kuruluk.
CİLDİNİZİ KORUYUN? yaşlanma sürecinin yavaşlatılabilmesinde, hücrelerin, ÖNLEM ALMA, DURDURMA ve ONARMA çabaları sayesinde korunması, büyük önem taşımaktadır. Zamanında önlem alındığı takdirde, ciltte görülen hasarların birçoğu önlenebileceğinden, hücre korumasında atılması gereken ilk adım önlem almadır. Durdurma, hücrelerin korunmasında atılacak ikinci adımdır. Koruma, cilde içten uygulanacak bakımdır; doğrusu serbest radikallei etkisiz hale getirecek yeterince «avcıların» - antioksidanların sağlanmasıdır. Onarım, atılacak son adımdır. Cildin gün boyunca maruz kaldığı tahribat, vücutta bulunan birkaç koruyucu öge ile geceleyin telafi edilebilir. Fakat onarım, cildin temel bakımı yanı sıra, güçlendirilmiş ek bakım uygulamasının gerektirdiği etkin bir katılımı da kapsamaktadır. Elbette ki yaşlanmanın önüne geçebilecek büyülü bir araç mevcut değildir. Doğal nedenlerden kaynaklanan değişimler sonucu görülen cilt yaşlanması durdurulamaz; fakat bunun hafiflerilmesinde etkili olabilecek yöntemler mevcuttur. Ciltte oluşan tahribatlar ise vakit geçirilmeden giderilmelidir. Kuru, hassas ve ince cildin yaşlanması kaçınılmazdır. Bu yüzden, kendinizle ilgilenmeniz için hiçbir zaman geç değildir; - sağlıklı yaşam biçimi ve doğru bakım, yapabileceğiniz en iyi seçimdir. Özellikle yaşlı kişilerde, cilt bakımı denince en önemli olan, cildin kendini yenileyebilmesi, hücrelerin aktifliğinin korunması ve yenilenmesi, bir de bakımdır! Cilde, sürekli olarak, onarıcı ve yenileyici özelliği bulunan, önemli maddeler verilmelidir. Böylece deri, her şeyden önce kendini yenileme yeteneğini arttıran ve cildin vaktinden önce yaşlanmasında etkili olan yeni bir güç ve enerji kazanır. Bu yüzden sürekli olarak, cildinizin, yağlılığını geri kazanmasına ve doğal nem dengesini en iyi şekilde korumasına özen gösterin.
KOZMETiGi KULLANMAK NEDEN GEREKLiDiR? Gençlik içtepilerinin boşa heba olmasını yavaşlatın! 25 yaşından sonra hücrelerin etkinliğinin azalmaya başladığı, derinin doğal yenilenmesinin yavaşladığı; cilde esneklik veren, cildin canlılık ve diriliğini sağlayan, kalitesini yükselten kalojenin, gücünü yitirdiği görülür. Deri incelip gevşer - böylece cildin yaşlanma süreci başlar. Kozmetikten yararlanarak, cildin yaşlanma sürecini yavaşlatabilir, genç görünme süresini uzatabiliriz. Günümüzde, cildin yaşlanmasının diğer bir nedeni de, birbirinden farklı bir dizi alerjinin görülmesidir. Alerjiler, birçok dış etkenin neden olduğu olumsuz etkilerin sonucu ortaya çıkabilir. Bu etkenlere örnek olarak güneş, beslenme, çevre kirliliği, polenin neden olduğu alerjik reaksiyonlar (hapşırma vb.) gösterilebilir. Aralarında genetik miras olanlar da (nörodermitis, psoriazis ya da sedef hastalığı vb.) söz konusudur. Kozmetik ürünlerin doğru kullanılması sayesinde, daha önce anılan bütün sorunlar hafifletebilir, bazı durumlarda ise bunlar tamamen ortadan kaldırılabilir. Cilt bakımına ne kadar daha önce başlayacak olursanız, cildiniz, sizi bekleyen türlü biyolojik değişikliklere o ölçüde daha hazırlıklı olacaktır. Ilk başta her şey olması gerektiği gibidir: deri gergin ve yumuşacıktır; dokular sıkıdır; kolajen ve elastin miktarı yeterli, kalitesi iyidir. Cilt pürüzsüz ve canlıdır. Fakat yıllar geçtikçe, cilt yüzeyinin bu güzel görünümü yavaş yavaş parlaklığını yitirmeye başlar, derinin üzerinde doku bozuklukları ve çatlaklar belirir. Kozmetik ürünleri nasıl kullanmalı? Yüksek değerli ürünlerin etkisinin gerektiği gibi olabilmesi için, cildin önceden iyice temizlenmiş olması, uygun beslenmenin tatbik edilmesi yanı sıra, ürünün nasıl kullanılacağı da son derece önemlidir. Yüz çok narindir ve bu yüzden ürünleri, yüz kaslarını takip ederek yumuşak, yavaş ve uzun dokunuşlarla sürmek gerekir. Böylece, kozmetik ürünü sürerken, yüzümüze küçük bir masaj da yapmış oluruz; bu masaj, yüzümüzü her yıkadığımızda, temizlediğimizde ve krem sürdüğümüzde daima tekrarlanmaktadır. Bunun, canlı ve genç görünümümüze tekrar kavuşmamıza katkısı olacaktır. Ürünlerin yüze sürülmesi esnasındaki dokunuşların yönü: 1. alın - ürünler, burun kökünden başlayarak alnın saçların dış kenarlarına doğru olmak üzere, yelpazemsi dokunuşlarla sürülür; 2. burun - burun ucundan dudaklara doğru; 3. dairesel dokunuşlarla burun kenarlarından burun ucuna - gözlere doğru; 4. dudakların dış kenarlarından kulaklara doğru; 5. dudaklar etrafına hafif dairesel dokunuşlarla; 6. gözlerin çevresine - yavaş dokunuşlarla, biraz da bastıra bastıra kulakların dış kenarlarından buruna doğru; 7. sakalın dibinden, yüzün sol ve sağ yanına doğru.
Ürünü vücudunuza sürerken de masaj yapmayı unutmayın. Yumuşak, yavaş dokunuşlarla yapacağınız masaj sayesinde ürünleri - kremleri, bitkisel merhemleri, bitki yağlarını, topuklarınızdan boyun köklerinize kadar bütün cildinize ya da sürmek gereği duyduğunuz yerlere iyice yedirin.
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 10/2/2007 - cilt tipleri
CİLT TİPLERİ Kendi cildimizi tanımak - cildimize gerektiği gibi bakmak demektir!
NORMAL CİLTLER Çok az rastlanan cilt tiplerindendir. En büyük özelliği, yağlılığı ve nemliliğinin dengeli oluşudur. Ideal Ph değerine (koruyucu asit örtüsüne) sahiptir. Bu cilt tipi esnek ve sıkıdır, kas gerginliği (tonusu) iyi durumdadır, düzgün dokuludur, gözenekleri göze çarpmayacak kadar küçüktür. Dokunulduğunda yumuşaktır: - ne aşırı derecede yağlı, ne de fazla kurudur. Normal cilt, doğanın en büyük armağanıdır ve genç kişilere mahsustur. Yaşlanma süreci içinde kurumaya eğilim gösterir. Bakımı: Yapacağınız en uygun bakımla, cildinizin bu ideal durumunu mümkün olduğunca uzun sure korumanız gerekir. İlk yaşlılık belirtilerinin zamanından önce ortaya çıkmasını engellemenin birinci yolu budur.
KURU CİLT Cildin yüzeyindeki gözenekler güç halde görülebilmektedir; yıkandıktan ya da duş aldık-tan sonra bir hayli gergindir ve üzerindeki nemi koruyamaz. Bazı kimselerin cildi, bir ömür boyu kurudur. Cildin böyle oluşu, genellikle mevsimsel deği-şikliklerden (güneşin, rüzgarın, soğukluğun etkisinden), hayat biçiminden (merkezi ısıtmadan), bazı hastalıklardan ya da yaşlanmadan kaynaklanmaktadır. Kuru cilt, daha çok açık tenli ve olgun yaş grubuna giren kadınlarda görülmektedir. Cildin kurumasına yol açan üç farklı neden vardır: alınan sıvı azlığı ya da sıvı kaybı, cildin yeterli miktarda yağ üretmemesi, yaşlanma süreci. Kuru cildin üst tabakasında açık gözenekler görülmediğinden, bu cilt tipi genellikle pürüzsüz, mat, gergin, bazen de solgundur. Ust derisi incedir ve yer yer pürtüklüdür.Çok kolay çatlar, çabuk kırışır ve soyulur; bu yüzden, daha gençlik yıllarında üzerinde kırışıklar belirir. Yumuşaklığında ve esnekliğinde azalma görülür. Yağ salgılaması normalin altında olduğu için, nemini yitirip susuz kalmaya eğilimlidir. Böyle olmakla birlikte, bu cilt tipinin gerginliği (tonusu) iyidir. Bu nedenle kuru cilt oldukça sıkı ve gergindir; ayrıca temizdir de. Bu cilt tipi, genç yaşta güzel görünür, fakat zamanında başlanacak doğru bir bakıma ihtiyacı vardır; çünkü zamanla nemini yitirip susuz kalır, hassaslaşır ve kozmetik ürünlere duyarlılığı azalır. Bu yüzden, kuru cildin üst derisinde ortaya çıkan gevşekliğin ortadan kaldırılması için, zamanında harekete geçmek gerekir. Bakımı: En çok özen isteyen bu cilt tipi, en kesintisiz bakıma da ihtiyaç duymaktadır. Cildin bakımı esnasında, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, su kaybının devamının önlenmesidir. Bu maksatla süreceğimiz krem sayesinde, cildin doğal nem ve (ya da) yağ eksiğini gidermemiz gerekir. Bu yüzden, bakım için nemlendiriciler ve bitki yağı ile zenginleştirilmiş kremler (nemlendirici gün kremi, yenileyici gece kremi) kullanılmaktadır. Doğal yağlar, koruyucu, yalıtıcı tabaka oluşturur ve su kaybını önler. Kullanılacak bakım ürünlerinin çok kaliteli olması, besleyici ve nemlendirici maddeler içer-mesi gerekir. Ürünler cilde yumuşak hareketlerle sürülmeli ve hareketlerin yüz kasIarının hareketiyle uyum içinde olmasına dikkat edilmelidir. Bu arada, bu duyarlı cildin özellikle en ince bölgelerinin (gözlerin çevresi, boyun gibi), gereksiz yere gerilmesinden kaçınılmalıdır.
YAGLI CİLT Yağlı cildin en belirgin özelliği, parlaklığı ve göze çarpıcı irilikteki gözenekleridir (özellikle alın, burun ve sakal bölgesinde). Yağlı cilde en çok gençlerde ve koyu tenli kişilerde rastlanır. Cildin yüzeyi, yağlı görünümlü parlaklığı, kalınlığı, çıpla gözle görülebilecek kadar genişlemiş gözenekleri nedeniyle, portakal kabuğunu andırır. Bu cilt tipi kabadır, kirlidir, enfeksiyona eğilimlidir. Sık sık siyah noktalar, sivilceler ve akneler oluşur. Bütün bu rahatsız edici belirtilerin nedeni, yağ bezlerinin daha yoğun çalışması ve aşırı derecede sebum, ayrıca asitler ve tuzlar salgılamasıdır. Cildin yüzeyinde görülen sertleşmiş noktalar ve makyaj kalıntıları cilt üzerinde zararlı bir tabaka oluşturabileceğinden, cildin temizlenmesi son derece önemlidir. Fakat bu cilt tipinin birtakım öncelikleri de vardır..--daha uzun zaman genç kalabilmektedir, daha az kırışmaktadır ve bu cildin durumu, genel olarak, zaman geçtikçe, doğrusu yaşlandıkça düzelmektedir. Bakımı: Kuru cildin tamamen zıddı olan bu cilt tipi de, tıpkı kuru cilt gibi kesintisiz ve den-geli, hijyenik özelliği ağır basan bir bakım gerektirmektedir. Cildin yüzeyindeki bütün yağı almaya kalktığımız, takdirde, yağ bezlerinin daha yoğun çalışıp salgılamasına yol açmış oluruz. Bu yüzden sadece cilt yüzeyindeki fazlalık yağları almalıyız. Yağ bezlerinin daha fazla çalışmasını önlemek için, cildin üzerinde yeterince yağ kalmış olmasına dikkat etmeliyiz. Bu cilt tipinin bakımı için, fazla yağ içermeyen, antibakteriyel etkisi olan ürünlerin kullanılması tavsiye edilmektedir.
KARMA CİLT Sadece normal, kuru ya da yağlı olan ciltler, seyrek görülen cilt tipleridir. En sık rastlanan çilt tipi, karma olanıdır. İsminden de anlaşılacağı gibi, yağlı ve kuru cildin karışımıdır. Sebum salgılayan daha çok sayıda yağ bezlerinin bulunduğu "T bölgesi" adı verilen alın, bu-run ve sakal bölgesindeki cilt yağlıdır. Cildin geri kalanı, doğrusu gözlerin çevresi ve yanakların elmacık kemiği üzerindeki bölümü ise kurudur. Doğal parlaklığı; yumuşaklıklığı ve yüzeyinin pürüzsüzlüğü; kışın biraz daha kuru, yazın ise daha yağlı oluşu ve fazla hassas olmayışı, bu cilt tipinin belirgin özellikleridir. Cilt bakımı, cildin normale dönüştürül-mesine yöneliktir. Bakımı: Karma cilde uygulanan bakım, çoğu bakımdan, normal cildin bakımına benzer. Aralarındaki tek fark, bakım esnasında, cildin kuru ve yağlı bölümlerinin özel durumlarının dikkate alınmasıdır.
HASSAS CİLT Hangi tip olursa olsun, hayatın belirli dönemlerinde cilt, bazen tahrişe varan türlü hassas-laşma belirtileri gösterebilir. En küçük bir stres nedeniyle bile son derece hassaslaştığı görülen cilt üzerinde reaksiyonlar belirdiği göze çarpar. Genellikle dokusu düzgündür, çoğu zaman yüzeyi çok ince ve zaman zaman da lekelidir; çünkü yüzey tabakasının inceliği yüzünden, çatlamış olan kılcal damarlar görülür. Kılcal damarların çatlamasının nedeni ağır, baharatlı yiyeceklerin tüketilmesinin; fazlasıyla sıcak içeceklerin içilmesinin; soğuğa, ultraviyole ışınlarına maruz kalmanın da olumsuz etkilediği, yetersiz esneklikleridir. Parfüm ve diğer bazı maddelerin neden olduğu ve sıkça görülen reaksiyonlar da (kızarıklık, kaşıntı, gerginlik vb.) bundan kaynaklanmaktadır.
Doğanın bize verdiği, 20 yaşındayken sahip olduğumuz yüzdür. 30 yaşına geldiğimizde, yüzümüzü hayat şekillendirir. Fakat 40 yaşında (ve üstü yaşlarda) layık olduğumuz yüze sahibiz!! Coco Chanel Cilt tipi bize miras olarak geçer; fakat cildin durumu ve ihtiyaçları, hayat dönemlerine, yaşadığımız ortama, mevsimlere gore değişir. . .
CiLT ÇEŞİTLERi VE ZAMAN Mevsimlerin ve hava şartlarının değişmesiyle birlikte, bütün cilt tiplerinde değişiklikler olur. Kışın kurumaya daha çok maruz kaldığı için, cildimiz daha hassas, derimiz daha incedir. Rüzgarın, kötü hava şartlarının, merkezi ısıtmanın, kötü ve kalitesiz beslenmenin olumsuz etkilerine daha belirgin tepki göstermektedir.. . Yazın hava genellikle rutubetlidir; bu nedenle cildimizde daha az sıvı kaybı olduğu için, deri daha kalındır. Böyle olmakla birlikte, güneşe daha çok maruz kalması yüzünden, cildimiz daha yoğun bakıma ve korumaya ihtiyaç duymaktadır...Hiç şüphe yoktur ki cildimiz için en zararlı olan, güneşe maruz kalmasıdır. Vücudumuzun, daha uzun süre etkisi altında kaldığı ultraviyole B ışınları, cildin yüzey tabaksındaki hücrelerde önemli hasara yol açmaktadır. İster denizde, ister dağlarda olsun, yazları güneş ışınlarına daha uzun süre maruz kalmamız, derinin kendini yenileyebilme yeteneğinin yetersiz kalması sonucunda, biz farkında bile olmadan, ciltte yanıklara neden olur. Uzun yıllar sonra deride görülen bütün bu değişiklikler, cildimizin erken yaşlanmasına yol açmaktadır.
CiLT ÇEŞİTLERi VE YAŞ
ERGENLİK Erinlik ve bu yaşta ortaya çıkan hormonal değişiklikler, ciltte gözle görülür değişikliklere neden olmaktadır. Yağ bezleri daha çok miktarda yağ salgıladığı için gözenekler tıkanır, cildin hassasiyeti artar, gözeneklerde genişleme görülür, akneler, siyah noktalar ortaya çıkar...
YİRMİLİ YAŞLAR Hayatın bu dönemi, cildin en güzel olduğu dönemdir. Fakat o yaşa uygun bakımın yapılmaması nedeniyle, daha yirmili yaşların sonuna doğru, ilk yaşlanma belirtileri görülmeye başlar. Özellikle ciltleri kuru olan kişilerde, genel olarak 25 yaşlarında, gözlerin etrafında ilk kırışıklar ortaya çıkar. Uygun bakım, ömür boyu önem taşımaktadır; fakat en iyi olan, cilt bakımına olabildiğince erken başlamaktır. Bunu söylerken, her şeyden once, yüz hijyeni, yüzün temizlenmesi ve gündüz ile gece kremlerinin düzenli bir şekilde kullanılma-sıyla başlayan temel bakımı kastetmekteyiz.
OTUZLU YAŞLAR Kolajen yapımı azalmaya başlar. Bir süre sonra elastin liflerin de sertleşmeye başladığı görülür. Cilt katmanlarının pörsümesi neticesinde cildin yüzeyi giderek incelip hassaslaşır. Kırışıklar, özellikle derinin en ince olduğu yerlerde - gözlerin etrafında, boyun bölgesinde. derinleşmeye başlar. Ilk pigmentasyon lekeleri ortaya çıkar ve ciltte yorgunluk belirtileri dehidrasyon, yani susuz kalma, solgunluk görülür. Yağ bezlerinin salgılaması yavaşlar; ciltte, özellikle yanaklar bölgesinde, kuruma belirtileri ortaya çıkar. Bu süreç herkeste aynı şekilde gelişmez. Yaşlanmak söz konusu olduğunda, insanlar birbirinden farklılıklar gösterirler.Bu, cilt için de, organizma için de aynı ölçüde geçerlidir. Fakat irsı etkenler yanısıra, yaşam biçimine ve çevreye bağlı olan -ultraviyole ışınlar, sigara içme, kirlilik, stres gibi etkenler de vardır. Bütün bunlar, cilt açısından risk yaratan etkenlerdir ve cildimiz bu etkenlerden korunmak zorundadır. Serbest radikallerin aşırı ölçüde oluşumu, derinin çökü-şünü hızlandırır. Cilt, dengesini bozmak eğilimi gösteren her şeye karşı doğal savunma yeteneğine de sahiptir; ama fazlasıyla ağır bir "saldırı" ile karşı karşıya geldiğinde, savunma yeteneği giderek azalır ve sonunda tamamen yok olur. Bu yüzden, olabildiğince iyi bir koruma, önem kazanmaktadır! Yaşlanma belirtileri önce kuru ciltte ortaya çıktığı için, hafif temizleme ve nemI endir me ye daha büyük onem verilmelidir. Bu nedenle, cildi besleyecek ve kaybolan nemliliğini geri getirecek maskelerin uygulanması önerilmektedir.
KIRKLI YAŞLAR
Bu yaşlarda, cildin en zayıf noktası sertlik kaybıdır; yüz çizgilerinin yavaş yavaş bozuldu-ğu görülür. Cildin rengi değişmeye, üzerinde büyük, göze çarpıcı, koyu lekeler belirmeye başlar. Burun kökünde, kadınların bazılarında ise yanaklarda da, belirgin kırmızımtırak kılcal damarlar ortaya çıkar. Gözler ve dudaklar bölgesinde, ilk kalıcı ve derin kırışıklar oluşur. Cilt, özellikle göz kapaklarında olmak üzere esnekliğini yitirir. Kırklı yılların sonları-na doğru dudaklar incelir, kırışıklar çoğalır. Menopoza yaklaşıldıkça, yağ bezlerinin salgıladığı yağ miktarı azalır, cilt çatlamaya eğilim gösterir. Bu yüzden, içinde birçok yararlı katkı maddesi -vitaminIer, bitki özleri- bulunan, hücrelerin yenilenmesini etkileyebilecek ve böylece oluşan kırışıkları hafifletecek, yeni kırışıkların ortaya çıkmasını yavaşlatacak kremlere gerek duyulmaktadır. Bu durumdaki ciltler için, etkisi derinin alt katmanlarına ka-dar ulaşabilecek ve esnekliğini daha uzun süre korumasına yardımcı olacak yenileyici kremlerin kullanılması tavsiye edilmektedir.
ELLİ YAŞ SONRASI
Cilt bakımına ne denli özen gösterilirse gösterilsin, yaşlılık belirtisi olan belirgin işaretler ortaya çıkar.
Cilde elastikiyet ve sertlik veren kolajen (- % 30 oranında) ve elastin liflerinin sayısında azalma görülür. Deri kurur, yüzey katmanı incelir, kırışıklar giderek artar, yüzün doğal çizgileri kaba bir şekil alır. Menopoz süresince östrojen hormonunun (cildin kalitesinde etkili olan, kolajen ve elastinin sentezinden ortaya çıkar) salgılanması azalır. Bu da, cildin iyileşmesini yavaşlatır. Kan dolaşımında bozuklukların ortaya çıkmasıyla birlikte, cildin rengi de değişir. Kuruma ve aşırı hassasiyet evresine giren cildin, yokluğu gittikçe daha çok hissedilen ve hayatı önem taşıyan maddelere olan ihtiyacı, özel kremlerin kullanılması sayesinde karşılanmalıdır.
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 10/2/2007 - güzelliğin sağlığın dogal kaynaşması
GÜZELLİGİN VE SAĞLIĞIN DOĞAL KAYNASMASI
GÜZELLİK SAĞLIĞIN SERMAYESİ VE AYNASIDIR
Güzelliğin basmakalıplaştığı bir dünyada yaşıyoruz. Bize sadece «mükemmel» denecek ölçüde güzel, bakımlı ve sağlıklı insanları sunan medyanın özendirici etkisi altında, ticari yollarla her gün evimize giren eksiksizlik saplantısının esiri olmaktayız. Televizyonlarda, sinemalarda, dergilerde, sürekli olarak güzel, genç, bakımlı, bununla birlikte kendi değerinin bilincinde olan, kendine güvenen ve başarılı insanların boy gösterdikleri diziler, filmler gösterilmekte, yazılar yayımlanmakta. Çocukluk çağından yaşlılık çağına kadar, insanın fizik yapısının çekiciliği, belli avantajlar sağlamaktadır. Yapılan araştırmalar, bakımlı görünmenin, iş hayatında ve genel olarak hayatta başarılı olmanın ölçütü olarak önem kazandığını ortaya koymaktadır. Fiziksel görünüme verilen önemin ne denli büyük olduğu göz önünde bulundurulacak olursa, insanların çoğunun, kendilerinin ve başkalarının nasıl göründüklerine dikkat göstermelerinin, hiç de hayret edilecek bir yanı bulunmadığı apaçık görülecektir. Günümüzde, hep daha iyi olabildiğince iyi görünmenin, her zamankinden çok önem taşıdığı asla göz ardı edilemeyecek bir gerçektir. Her güzellik bakımla, her bakım ise temeli hijyenle başlar. Bu bölüm, her şeyden önce vücudumuzun en büyük organı olan cildimize ayrılmıştır. Cilt, yaşadığımız çevre ile aramızdaki sınırdır aynı zamanda. İşte bu yüzden, cilt ve cilt bakımı, aslında doğal bir başlangıçtır.Yüzümüz, insanların, vücudumuzda ilk fark ettikleri noktadır. Bu nedenle yüz bakımı ilk ödevimiz hareket noktamız olmalıdır. Bunu vücut, el, ayak, saç bakımı izlemelidir... Dış Güzellik programı, vücut, el ve ayak, saç bakımı ürünlerini; dekoratif kozmetik ürünlerini (make up) ve hakkımızdaki izlenimi tamamlayan heye-can verici parfüm bulutunu kapsamaktadır.
Bakımlı cilt sağlık belirtisi ve yerini hiçbir makyajın tutamayacağı bir süstür
Eski bir Çin atasözüne göre, insan güzelliğinin onda üçü doğanın armağa-nı, onda yedisi ise her gün gösterilen çabanın ürünüdür. Bir ata sözünü daha hatırlayalım: - Kendimizi nasıl görüyorsak, başkalarının gözüne de öyle görünürüz.. - Bakım yapmamızın başlıca nedeni budur. Bu arada, güzelliğe giden yolun hijyenden geçtiğini de unutmamalıyız. Derimiz vücudumuzun en büyük ve en önemli organlarından biridir. En üst epidermis tabakasından, orta dermis tabakasından ve alt subkutan tabakasından oluşur. Çevre ile aramızda sı-nır teşkil eden bir yüzey olması bakımından, hayati önem taşıyan birçok iş-levi yerine getirmektedir. Bu işlevleri şöyle sıralayabiliriz: mekanik zedelenmelerden ve kimyasalların etkisinden korur; bağışıklık sistemine yardımcı olur; ultraviyole ışınların olumsuz etkilerine karşı bariyer oluşturur; vücut ısısının sabit tutulmasını sağlar. Cilt sadece vücudumuzu saran ve dış etkenlerden koruyan mucizevi bir bariyer değildir. Bu, sahip olduğu 32250' den çok duyum noktası sayesinde, örneğin güneş sıcaklığı, kumaşların yumuşaklığı gibi, bizi çevreleyen dünyanın zenginliklerini keşfetmemizi sağlayan duyu organıdır da aynı zamanda. Cilt, bizi bilgilendiren, yaran, böylelikle de koruyan, vücudumuzun bir çeşit «emniyet supabıdır» diyebiliriz. Cilt, ortalama her 28 günde kendini yenilemektedir. Cildin yenilenme süreci, genel olarak, duyum noktalarının yenilenmesinin gündüzünkinden sekiz misli daha hızlı olduğu, geceleri gerçekleşmektedir. Cilt, günde 1 gr eski deriyi atarak kendini yenilemektedir. Ortalama bir ömür boyunca, cildin kendini yenilenmesi sonucu, insanın, üzerinden attığı deri miktarı 20 kg
ulaşmaktadır. Yaşadığımız çevrenin olumsuz etkileri ve düzensiz yaşama biçimi nedeniyle, cildimiz birçok zarar verici durumlarla karşılaşmaktadır. Bu olumsuz etkilerin bir kaçını sayalım: ultraviyole ışınlara maruz kalma, temizliği yapılmamış çevrenin etkileri, negatif fiziksel ve psikolojik durumlar, stres, sigara kullanmak, içki i çmek, çeşitli diyetler, doğal yaşlanma süreci, yetersiz bakım. Saydığımız bütün bu olumsuzluklar, yüz, boyun, dekolte, el bölgelerinde, görülür izler bırakacak şekilde cilde yansımaktadır. Bu arada, cildin duyum noktalarını içten tahrip eden serbest radikalleri de anmamız gerekir. Cilt, serbest radikalleri etkisiz hale g etiren «radikal yakalayıcıları» üreterek kendini korur. Bu "radikal yakalayıcılar" arasında, sağlığa ve cilt güzelliğine birhayli destek olan antioksidanlar da yer almaktadır. Sağlığa ve güzelliğe giden yol dikkatli ve düzenli cilt bakımından geçer. Cilt nefes al-malı, kurumamalı, sıkılığını ve esnekliğini daima korumalıdır. Bunun sağlanabilmesi için, cildin kaliteli ve doğal bakıma ihtiyacı vardır. Bu da, sağlığımıza ve dış görünümümüze gösterdiğimiz genel ilginin ayrılmaz parçasıdır. Sadece bakımlı cilt sağlıklıdır ve sadece sağlıklı cilt güzeldir.
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|