CİLT TİPLERİ Kendi cildimizi tanımak - cildimize gerektiği gibi bakmak demektir!
NORMAL CİLTLER Çok az rastlanan cilt tiplerindendir. En büyük özelliği, yağlılığı ve nemliliğinin dengeli oluşudur. Ideal Ph değerine (koruyucu asit örtüsüne) sahiptir. Bu cilt tipi esnek ve sıkıdır, kas gerginliği (tonusu) iyi durumdadır, düzgün dokuludur, gözenekleri göze çarpmayacak kadar küçüktür. Dokunulduğunda yumuşaktır: - ne aşırı derecede yağlı, ne de fazla kurudur. Normal cilt, doğanın en büyük armağanıdır ve genç kişilere mahsustur. Yaşlanma süreci içinde kurumaya eğilim gösterir. Bakımı: Yapacağınız en uygun bakımla, cildinizin bu ideal durumunu mümkün olduğunca uzun sure korumanız gerekir. İlk yaşlılık belirtilerinin zamanından önce ortaya çıkmasını engellemenin birinci yolu budur.
KURU CİLT Cildin yüzeyindeki gözenekler güç halde görülebilmektedir; yıkandıktan ya da duş aldık-tan sonra bir hayli gergindir ve üzerindeki nemi koruyamaz. Bazı kimselerin cildi, bir ömür boyu kurudur. Cildin böyle oluşu, genellikle mevsimsel deği-şikliklerden (güneşin, rüzgarın, soğukluğun etkisinden), hayat biçiminden (merkezi ısıtmadan), bazı hastalıklardan ya da yaşlanmadan kaynaklanmaktadır. Kuru cilt, daha çok açık tenli ve olgun yaş grubuna giren kadınlarda görülmektedir. Cildin kurumasına yol açan üç farklı neden vardır: alınan sıvı azlığı ya da sıvı kaybı, cildin yeterli miktarda yağ üretmemesi, yaşlanma süreci. Kuru cildin üst tabakasında açık gözenekler görülmediğinden, bu cilt tipi genellikle pürüzsüz, mat, gergin, bazen de solgundur. Ust derisi incedir ve yer yer pürtüklüdür.Çok kolay çatlar, çabuk kırışır ve soyulur; bu yüzden, daha gençlik yıllarında üzerinde kırışıklar belirir. Yumuşaklığında ve esnekliğinde azalma görülür. Yağ salgılaması normalin altında olduğu için, nemini yitirip susuz kalmaya eğilimlidir. Böyle olmakla birlikte, bu cilt tipinin gerginliği (tonusu) iyidir. Bu nedenle kuru cilt oldukça sıkı ve gergindir; ayrıca temizdir de. Bu cilt tipi, genç yaşta güzel görünür, fakat zamanında başlanacak doğru bir bakıma ihtiyacı vardır; çünkü zamanla nemini yitirip susuz kalır, hassaslaşır ve kozmetik ürünlere duyarlılığı azalır. Bu yüzden, kuru cildin üst derisinde ortaya çıkan gevşekliğin ortadan kaldırılması için, zamanında harekete geçmek gerekir. Bakımı: En çok özen isteyen bu cilt tipi, en kesintisiz bakıma da ihtiyaç duymaktadır. Cildin bakımı esnasında, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, su kaybının devamının önlenmesidir. Bu maksatla süreceğimiz krem sayesinde, cildin doğal nem ve (ya da) yağ eksiğini gidermemiz gerekir. Bu yüzden, bakım için nemlendiriciler ve bitki yağı ile zenginleştirilmiş kremler (nemlendirici gün kremi, yenileyici gece kremi) kullanılmaktadır. Doğal yağlar, koruyucu, yalıtıcı tabaka oluşturur ve su kaybını önler. Kullanılacak bakım ürünlerinin çok kaliteli olması, besleyici ve nemlendirici maddeler içer-mesi gerekir. Ürünler cilde yumuşak hareketlerle sürülmeli ve hareketlerin yüz kasIarının hareketiyle uyum içinde olmasına dikkat edilmelidir. Bu arada, bu duyarlı cildin özellikle en ince bölgelerinin (gözlerin çevresi, boyun gibi), gereksiz yere gerilmesinden kaçınılmalıdır.
YAGLI CİLT Yağlı cildin en belirgin özelliği, parlaklığı ve göze çarpıcı irilikteki gözenekleridir (özellikle alın, burun ve sakal bölgesinde). Yağlı cilde en çok gençlerde ve koyu tenli kişilerde rastlanır. Cildin yüzeyi, yağlı görünümlü parlaklığı, kalınlığı, çıpla gözle görülebilecek kadar genişlemiş gözenekleri nedeniyle, portakal kabuğunu andırır. Bu cilt tipi kabadır, kirlidir, enfeksiyona eğilimlidir. Sık sık siyah noktalar, sivilceler ve akneler oluşur. Bütün bu rahatsız edici belirtilerin nedeni, yağ bezlerinin daha yoğun çalışması ve aşırı derecede sebum, ayrıca asitler ve tuzlar salgılamasıdır. Cildin yüzeyinde görülen sertleşmiş noktalar ve makyaj kalıntıları cilt üzerinde zararlı bir tabaka oluşturabileceğinden, cildin temizlenmesi son derece önemlidir. Fakat bu cilt tipinin birtakım öncelikleri de vardır..--daha uzun zaman genç kalabilmektedir, daha az kırışmaktadır ve bu cildin durumu, genel olarak, zaman geçtikçe, doğrusu yaşlandıkça düzelmektedir. Bakımı: Kuru cildin tamamen zıddı olan bu cilt tipi de, tıpkı kuru cilt gibi kesintisiz ve den-geli, hijyenik özelliği ağır basan bir bakım gerektirmektedir. Cildin yüzeyindeki bütün yağı almaya kalktığımız, takdirde, yağ bezlerinin daha yoğun çalışıp salgılamasına yol açmış oluruz. Bu yüzden sadece cilt yüzeyindeki fazlalık yağları almalıyız. Yağ bezlerinin daha fazla çalışmasını önlemek için, cildin üzerinde yeterince yağ kalmış olmasına dikkat etmeliyiz. Bu cilt tipinin bakımı için, fazla yağ içermeyen, antibakteriyel etkisi olan ürünlerin kullanılması tavsiye edilmektedir.
KARMA CİLT Sadece normal, kuru ya da yağlı olan ciltler, seyrek görülen cilt tipleridir. En sık rastlanan çilt tipi, karma olanıdır. İsminden de anlaşılacağı gibi, yağlı ve kuru cildin karışımıdır. Sebum salgılayan daha çok sayıda yağ bezlerinin bulunduğu "T bölgesi" adı verilen alın, bu-run ve sakal bölgesindeki cilt yağlıdır. Cildin geri kalanı, doğrusu gözlerin çevresi ve yanakların elmacık kemiği üzerindeki bölümü ise kurudur. Doğal parlaklığı; yumuşaklıklığı ve yüzeyinin pürüzsüzlüğü; kışın biraz daha kuru, yazın ise daha yağlı oluşu ve fazla hassas olmayışı, bu cilt tipinin belirgin özellikleridir. Cilt bakımı, cildin normale dönüştürül-mesine yöneliktir. Bakımı: Karma cilde uygulanan bakım, çoğu bakımdan, normal cildin bakımına benzer. Aralarındaki tek fark, bakım esnasında, cildin kuru ve yağlı bölümlerinin özel durumlarının dikkate alınmasıdır.
HASSAS CİLT Hangi tip olursa olsun, hayatın belirli dönemlerinde cilt, bazen tahrişe varan türlü hassas-laşma belirtileri gösterebilir. En küçük bir stres nedeniyle bile son derece hassaslaştığı görülen cilt üzerinde reaksiyonlar belirdiği göze çarpar. Genellikle dokusu düzgündür, çoğu zaman yüzeyi çok ince ve zaman zaman da lekelidir; çünkü yüzey tabakasının inceliği yüzünden, çatlamış olan kılcal damarlar görülür. Kılcal damarların çatlamasının nedeni ağır, baharatlı yiyeceklerin tüketilmesinin; fazlasıyla sıcak içeceklerin içilmesinin; soğuğa, ultraviyole ışınlarına maruz kalmanın da olumsuz etkilediği, yetersiz esneklikleridir. Parfüm ve diğer bazı maddelerin neden olduğu ve sıkça görülen reaksiyonlar da (kızarıklık, kaşıntı, gerginlik vb.) bundan kaynaklanmaktadır.
Doğanın bize verdiği, 20 yaşındayken sahip olduğumuz yüzdür. 30 yaşına geldiğimizde, yüzümüzü hayat şekillendirir. Fakat 40 yaşında (ve üstü yaşlarda) layık olduğumuz yüze sahibiz!! Coco Chanel Cilt tipi bize miras olarak geçer; fakat cildin durumu ve ihtiyaçları, hayat dönemlerine, yaşadığımız ortama, mevsimlere gore değişir. . .
CiLT ÇEŞİTLERi VE ZAMAN Mevsimlerin ve hava şartlarının değişmesiyle birlikte, bütün cilt tiplerinde değişiklikler olur. Kışın kurumaya daha çok maruz kaldığı için, cildimiz daha hassas, derimiz daha incedir. Rüzgarın, kötü hava şartlarının, merkezi ısıtmanın, kötü ve kalitesiz beslenmenin olumsuz etkilerine daha belirgin tepki göstermektedir.. . Yazın hava genellikle rutubetlidir; bu nedenle cildimizde daha az sıvı kaybı olduğu için, deri daha kalındır. Böyle olmakla birlikte, güneşe daha çok maruz kalması yüzünden, cildimiz daha yoğun bakıma ve korumaya ihtiyaç duymaktadır...Hiç şüphe yoktur ki cildimiz için en zararlı olan, güneşe maruz kalmasıdır. Vücudumuzun, daha uzun süre etkisi altında kaldığı ultraviyole B ışınları, cildin yüzey tabaksındaki hücrelerde önemli hasara yol açmaktadır. İster denizde, ister dağlarda olsun, yazları güneş ışınlarına daha uzun süre maruz kalmamız, derinin kendini yenileyebilme yeteneğinin yetersiz kalması sonucunda, biz farkında bile olmadan, ciltte yanıklara neden olur. Uzun yıllar sonra deride görülen bütün bu değişiklikler, cildimizin erken yaşlanmasına yol açmaktadır.
CiLT ÇEŞİTLERi VE YAŞ
ERGENLİK Erinlik ve bu yaşta ortaya çıkan hormonal değişiklikler, ciltte gözle görülür değişikliklere neden olmaktadır. Yağ bezleri daha çok miktarda yağ salgıladığı için gözenekler tıkanır, cildin hassasiyeti artar, gözeneklerde genişleme görülür, akneler, siyah noktalar ortaya çıkar...
YİRMİLİ YAŞLAR Hayatın bu dönemi, cildin en güzel olduğu dönemdir. Fakat o yaşa uygun bakımın yapılmaması nedeniyle, daha yirmili yaşların sonuna doğru, ilk yaşlanma belirtileri görülmeye başlar. Özellikle ciltleri kuru olan kişilerde, genel olarak 25 yaşlarında, gözlerin etrafında ilk kırışıklar ortaya çıkar. Uygun bakım, ömür boyu önem taşımaktadır; fakat en iyi olan, cilt bakımına olabildiğince erken başlamaktır. Bunu söylerken, her şeyden once, yüz hijyeni, yüzün temizlenmesi ve gündüz ile gece kremlerinin düzenli bir şekilde kullanılma-sıyla başlayan temel bakımı kastetmekteyiz.
OTUZLU YAŞLAR Kolajen yapımı azalmaya başlar. Bir süre sonra elastin liflerin de sertleşmeye başladığı görülür. Cilt katmanlarının pörsümesi neticesinde cildin yüzeyi giderek incelip hassaslaşır. Kırışıklar, özellikle derinin en ince olduğu yerlerde - gözlerin etrafında, boyun bölgesinde. derinleşmeye başlar. Ilk pigmentasyon lekeleri ortaya çıkar ve ciltte yorgunluk belirtileri dehidrasyon, yani susuz kalma, solgunluk görülür. Yağ bezlerinin salgılaması yavaşlar; ciltte, özellikle yanaklar bölgesinde, kuruma belirtileri ortaya çıkar. Bu süreç herkeste aynı şekilde gelişmez. Yaşlanmak söz konusu olduğunda, insanlar birbirinden farklılıklar gösterirler.Bu, cilt için de, organizma için de aynı ölçüde geçerlidir. Fakat irsı etkenler yanısıra, yaşam biçimine ve çevreye bağlı olan -ultraviyole ışınlar, sigara içme, kirlilik, stres gibi etkenler de vardır. Bütün bunlar, cilt açısından risk yaratan etkenlerdir ve cildimiz bu etkenlerden korunmak zorundadır. Serbest radikallerin aşırı ölçüde oluşumu, derinin çökü-şünü hızlandırır. Cilt, dengesini bozmak eğilimi gösteren her şeye karşı doğal savunma yeteneğine de sahiptir; ama fazlasıyla ağır bir "saldırı" ile karşı karşıya geldiğinde, savunma yeteneği giderek azalır ve sonunda tamamen yok olur. Bu yüzden, olabildiğince iyi bir koruma, önem kazanmaktadır! Yaşlanma belirtileri önce kuru ciltte ortaya çıktığı için, hafif temizleme ve nemI endir me ye daha büyük onem verilmelidir. Bu nedenle, cildi besleyecek ve kaybolan nemliliğini geri getirecek maskelerin uygulanması önerilmektedir.
KIRKLI YAŞLAR
Bu yaşlarda, cildin en zayıf noktası sertlik kaybıdır; yüz çizgilerinin yavaş yavaş bozuldu-ğu görülür. Cildin rengi değişmeye, üzerinde büyük, göze çarpıcı, koyu lekeler belirmeye başlar. Burun kökünde, kadınların bazılarında ise yanaklarda da, belirgin kırmızımtırak kılcal damarlar ortaya çıkar. Gözler ve dudaklar bölgesinde, ilk kalıcı ve derin kırışıklar oluşur. Cilt, özellikle göz kapaklarında olmak üzere esnekliğini yitirir. Kırklı yılların sonları-na doğru dudaklar incelir, kırışıklar çoğalır. Menopoza yaklaşıldıkça, yağ bezlerinin salgıladığı yağ miktarı azalır, cilt çatlamaya eğilim gösterir. Bu yüzden, içinde birçok yararlı katkı maddesi -vitaminIer, bitki özleri- bulunan, hücrelerin yenilenmesini etkileyebilecek ve böylece oluşan kırışıkları hafifletecek, yeni kırışıkların ortaya çıkmasını yavaşlatacak kremlere gerek duyulmaktadır. Bu durumdaki ciltler için, etkisi derinin alt katmanlarına ka-dar ulaşabilecek ve esnekliğini daha uzun süre korumasına yardımcı olacak yenileyici kremlerin kullanılması tavsiye edilmektedir.
ELLİ YAŞ SONRASI
Cilt bakımına ne denli özen gösterilirse gösterilsin, yaşlılık belirtisi olan belirgin işaretler ortaya çıkar.
Cilde elastikiyet ve sertlik veren kolajen (- % 30 oranında) ve elastin liflerinin sayısında azalma görülür. Deri kurur, yüzey katmanı incelir, kırışıklar giderek artar, yüzün doğal çizgileri kaba bir şekil alır. Menopoz süresince östrojen hormonunun (cildin kalitesinde etkili olan, kolajen ve elastinin sentezinden ortaya çıkar) salgılanması azalır. Bu da, cildin iyileşmesini yavaşlatır. Kan dolaşımında bozuklukların ortaya çıkmasıyla birlikte, cildin rengi de değişir. Kuruma ve aşırı hassasiyet evresine giren cildin, yokluğu gittikçe daha çok hissedilen ve hayatı önem taşıyan maddelere olan ihtiyacı, özel kremlerin kullanılması sayesinde karşılanmalıdır.
|